Önümüzdeki Perşembe günü, yani 09.09.2010 günü Ramazan Bayramını idrak edeceğiz. Bu sene Ramazan ayı boyunca çeşitli yazılarımda gerek ramazan, gerek oruç, gerek kadir gecesi ve gerekse dinimizle ilgili hususlardaki görüşlerimi sizlerle paylaştığım için, Ramazan Bayramıyla ilgili olarak sadece iyi dilek ve temennilerimi sunmakla yetiniyorum. Gelecek olan Ramazan Bayramının tüm İslam alemi için hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Öncelikle belirtmem gerekir ki Kadir Gecesi, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle 1000 (yazıyla bin) aydan daha hayırlı bir gecedir. Bin ay, miladi takvim hesabına göre yaklaşık olarak 83-84 yıla tekabül etmektedir. Kur’an, bu gecenin 1000 aydan daha hayırlı olduğunu bildirmekte ve o gece meleklerin ve ruhun (Cebrail) indiğini ve fecre kadar gecenin sürdüğünü bildirmektedir.
Aslında işlerimin yoğunluğu nedeniyle bu hafta yazı yazamayacağımı düşünüyordum. Gerçekten de dün gece yazı yazmak için hiç vaktim olmadı. Ancak bugün Montgomery Watt’ın Kur’an’a Giriş adlı kitabını okurken kendi kendime “Bu müsteşrikler Kur’an’ı bizden daha iyi inceliyorlar” diye düşündüm. Kitabı dilimize çeviren Süleyman Kalkan yazmış olduğu önsözde böyle bir kitabı Türkçe’ye çevirip çevirmemek konusunda büyük tereddütler geçirdiği söyledikten sonra çevirmenin faydalı olacağı kanaatine ulaştığını şöyle anlatıyor:
Ramazan ayı, Müslümanların dinle ilgili hususlarda daha yoğunluklu olarak ilgilendikleri bir aydır. Bu sebeple olacak her sene ramazanda onlarca soru gündeme gelmektedir. Bu sorulardan bir kısmı oruçla ilgili olurken, bir kısmı ramazanla, bazıları da diğer ibadetlerle ilgili sorular olmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda yazdığım yazılarda oruç ve ramazanla ilgili sorulmuş olan sorulardan bazılarına cevaplar vermiştim. Bu cevaplar hala sitemizin ilmihalle ilgili kısmında durmaktadır. Arzu eden ziyaretçilerimiz oradan istifade edebilirler.
Önümüzdeki Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece ilk teravih namazı ve sahur ile birlikte Ramazan ayına girmiş olacağız. Tüm din kardeşlerime hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ederim.
Kültürümüzde üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarından ikincisinin, yani Şaban ayının 15. Gecesi Berat Kandili olarak kutlanmaktadır. Daha önceki kandillerle ilgili yazılarımda (bkz. Regaib Kandili; İsra ve Miraç) belirttiğim gibi, dinimizde Kadir gecesinin dışındaki gecelerle ilgili haberlerin sıhhati kesin değildir.
Geçtiğimiz hafta bir haftalığına Ankara’ya gitmiş olduğum için yazı yazamamıştım. Ankara’daki akraba ve arkadaşlarımla sohbet ve konuşmalarımızda genellikle Kur’an Okumanın Anlamı üzerinde durduk.
Önümüzdeki perşembeyi cumaya bağlayan gece, Miraç Kandili olarak kutlanacak. Bildiğimiz gibi bu gece Peygamberimiz Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gitmiş
Çoğumuz duymuşuzdur, “Kur’an okumak sünnet, dinlemek farz” diye. Kur’an okunduğu zaman onu dinlemek farzdır derler.
Cumartesi günü Şemdinli’de 11 askerimizin kahpece şehit edilmesi “artık yeter!” diyecek kadar hepimizin canını yaktı. Elbette “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin,
Toplumumuzda üç aylar olarak bilinen Kameri takvimin üç ayı olan Recep, Şaban ve Ramazan aylarını kapsayan sürece girmiş bulunuyoruz.
Şu Facebook gerçekten çok güzel ortam oluşturmuş. Doğrusu ne zaman böyle bir ste kuruldu, insanlar ne zamandan beri bunu kullanıyor, bundan haberdar bilemiyorum.
Dört Sünni mezhebin hüküm istinbatında önce Kur’an’a, sonra sünnete, daha sonra icma’a ve kıyasa müracaat etmeleri yöntemi bilinen klasik fıkıh usulü kitaplarında aktarılmaktadır.
İsrail'in Filistin'e yardım taşıyan Türk gemilerine ateş açarak 16 kişinin ölümüne sebep olması, elbette kınanacak, lanetlenecek bir davranıştır.
1990’ın İstanbul sokaklarında gezdirmiştim. Başından ilginç hikayeler geçiyordu Fatih’in, yolda yürürken rastladığı uzun saçlı bir adama kızım diye hitap ediyordu. O uzun saçlı adam, eli bastonlu bir ihtiyarı çarparak yere devirdiğinde Fatih onun yardımına koşuyor ve yerden kaldırıyordu.
Geçen haftaki yazımda İslam Hukukunda Hadis ve Sünnet kavramları üzerinde durmuştum. Hatırlanacağı üzere, hadis ve sünnet kavramlarının karıştırılmasına rağmen, farklı şeyler olduklarını, Sünnet’in hukuki kaynak değeri olmasına karşın, hadisin kaynak olmak bakımından daha zayıf olduğu söylemiştim. Bu hafta, hüküm çıkarabilmekte hadisin rolü üzerinde duracağım.
Hadisler, sünnet ile birlikte, İslam Hukuku’nun, yani fıkhın Kur’an’dan sonraki ikinci önemli kaynağını teşkil eder. Değişik bir şekilde ifade edecek olursak, sünnet ve hadisler hüküm çıkarmada (istinbatta) Kur’an’dan sonra ikinci derece önem taşıyan kaynaktır. Nitekim edile-i şer’iyye denilen deliller sıralamasında da Sünnet Kur’an’dan sonra ikinci sırada yer almaktadır.