Gereği gibi annelerimizi de, Babamızı da sevemez olduk !.. Elin insanları kendi Dini ve Örf’ünün gereğini yaparak kutladığını biz ise Dini ve Örf’ümüzün gereğini yapamıyoruz. Ne günlere düştük Yarabbi !..
SORULACAK OLSA MİLYONLARCA KİŞİ KİM DAHİ OLDUĞUNU BİLECEĞİNİ SANMADIDIĞIM BU KİŞİLERİ NEDEN DİR BİLEMEDİĞİMİZ İÇİN ÜZÜNTÜ DUYUYORUZ.
Recep, saban ve Ramazan ayları Müslümanlar tarafından kutsal üç aylar olarak kabul edilmektedir. Bu üç aylardan ilki Recep ayıdır ve Regaib kandili Recep ayının ve dolayısıyla üç ayların başlangıcını bildirir. Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece mübarek Regaib kandili olduğu için bu haftaki yazımı üç aylar ve Regaib kandili üzerine yazmayı uygun gördüm.
D-8'in kuruluşu bundan tam 12 yıl önce İstanbul'da yapılan Devlet ve Hükümet başkanları zirvesinde İstanbul Deklarasyonu ile resmen ilan edildi. Peki nedir D–8? Dünyanın en büyük entegrasyon hareketi olarak kurulan D–8, kısaca Developing Eight (gelişmekte olan 8 ülke), 8 ülkeyi ifade eden bir kuruluş. Bu sekiz ülke Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya. Bu sekiz ülkenin Refah-yol Hükümeti Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan önderliğinde bir araya gelerek oluşturmuş oldukları bir organizasyondur. D–8 içinde yer alan ülkeler aynı zamanda İslam Konferansı Örgütü'nün de üyeleridir.
Yaklaşık 17-18 yıldır her sene üniversite sınavlarında bazen gözetmen, bazen salon başkanı, bazen bina sınav sorumlusu olarak görev yaptım. Bu sene de Malatya’da bir sınav merkezinde solan başkanı olarak görevliydim. İlk defa olarak bir sınava, sınava gelinmesi gereken süreden (8.30) 20 dakika geç gittim. Sebebi, üniversite sınavına girecek adayların ve sınavda görevli olanların trafiği tıkamasıydı. Koca Malatya-Elazığ yolu yaklaşık 5 km üç şerit arabayla doluydu. Demek ki bu sene sınava giren sayısında bir artma vardı.
Uzun yıllardır kentimizde çeşitli etkinliklerle kutlanılan “ ÜZÜM FESTİVALİ ! “ ASLINA UYGUN ANLAMDA YAPILMADIĞINDAN DOLAYI, YAPILAN TÜM ÇALIŞMALAR BOŞA GİTTİĞİNİ GÖRMÜŞTÜK. Yani yapılan etkinlikte asıl olması gerekenlerin değilde KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZE TERS olan çalışmalar, Sağ duyulu insanlarımızdan kabul görmemesi ve adına Festival konan, Üzümlerimizin TANIMI DEĞİLDE, sanki İffet temsilcisi Kızlarımızın öne çıkması ve bu kızlarımıza da ödüller verilerek, teşvik’e sarılınması da ilave olunca, elbette GENEL ANLAMDA HALKIMIZ TARAFINDAN KABUL GÖRMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR.
1956 yılında dönemin başbakanı Adnan Menderes’in emriyle; kaçakçılığı önleme maksatlı olarak Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak’a kadar Suriye sınırına döşenen kara mayınlar, 1980’li yıllardan sonra Suriye sınırından PKK geçişini engellemek amacıyla yoğunluğu arttırılarak Irak ve İran sınırlarına da döşenmişti.
Türkiye'nin güney doğusundaki Suriye ve Irak'la sınır topraklarındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi ve bunun karşılığı olarak bu toprakların 44 yıllığına kullanımının Siyonist İsrail firmalarına devri ihalesinin, Tevrat’ın Arz-ı Mev'ud kavramını Türkiye ve Müslümanların gündemine getirdiği gözlemlenmektedir.