Bir Darbe Planı da Eczacılara

28.01.2010
Ülke öyle bir kaos ortamına girmiş ki,her şey arap saçı. Bir yanda sokaklarda hakkını arayan tekel işçileri,öte yanda doktorların tüm karşı çıkmalarına rağmen meclisten geçen tam gün yasası,diğer bir tarafta SGK ve vatandaş arasında sıkışmış eczacılar ve çember içine alınmış,çırpınan bu insanları uzakdan seyreden AKP hükümeti. Ergenekon ile oluşturduğu suni gündem,güncelliğini yitirince Bülent Arınç`a suikast iddiaları devreye girdi. Bu iddialar ve kozmik odanın aranması ile bir süre işgal edilen gündem de canlılığını kaybedince devreye Balyoz darbe planı sokuldu. Dikkat ederseniz,hakkını arayan insanların kavgası yaratılan sanal olaylarla saf dışı bırakılarak,bastırılarak görmezlikden geliniyor.
İnsanlar,haklı mücadele ve ekmek kavgasında haksız ve suçlu duruma düşürülüyor. Hükümet nezdinde yapılan girişimler sonuç vermiyor ve askıda kalıyor. Bunun en güzel örneği eczacılar. Sözleşme süresi sona ermesine rağmen henüz yeni bir sözleşme yapılmış değil. Vatandaş ve eczacı diken üstünde. 4 Aralık eyleminin ardından eczacıları sözleşme feshi ile tehdit eden bakanlık dediğini yaptı ve eczanelerin sözleşmesini tek taraflı fesh etti. Karşı atağa geçen İstanbul Eczacı Odası, Danıştay`a başvurusunun sonucunu aldı ve yürütme durduruldu. Ancak yürütmenin durdurulması yeni bir kaos ortamı oluşturdu. Bakanlık sözleşme yapmaya yanaşmazken Danıştay`ın verdiği karardan ötürü hukuki yola başvurdu. Eczacıları tek tek sözleşme yapmaya zorlayan bu süreç ne zaman ve nasıl sonuçlanır bilemiyorum ama bildiğim bir şey var o da SGK nın boş durmadığı.
Bakanlık ve Hükümetden aldığı güçle eczacılara devamlı taarruz düzenleyen SGK,eczane denetimleri,sözleşme fesihleri,uyarılar ve reçete kesintilerinin arkasından şimdi de hastaları telefon ile arayarak reçetedeki ilaçları alıp almadığını,imzanın kendisine ait olup olmadığını sormaya başladı. Zaman zaman imza kontrolü için resmi yazı ile SGK ya çağrılan hastalara veya hasta yakınlarına imza attırılarak reçetenin arkasındaki imza ile karşılaştırma yapılıyor,uymadığı taktirde eczane,reçetenin beş katı para cezası ile cezalandırılıyor. Hiç de hukuki olmayan bu uygulama hem hastayı hem eczacıyı tedirgin ediyor. Beyinlerinde oluşan ‘eczacı sahtekardır’söylemini kanıtlayabilmek için elinden geleni yapan SGK bu hukuk dışı davranışını da sonuna kadar götürmeye kararlı görünüyor.
SGK nın eczacılar üzerindeki bu baskıcı ve tehditkar tutumundan pek çok insanın haberi olmadığı için bir kısmı,eczacıları şımarıklık ile suçluyor. Ne var ki eczacı,şu an TEB,Eczacı Odaları,SGK ve Hükümetin kendi aralarında oynadığı futbol oyununun topu haline getirilmiş durumda. Kim ne tarafa pas atarsa o tarafa gidiyor. Maç esnasında en büyük darbeyi yine eczacılar yiyor. Örgütlü yapısına sahip çıkmaya çalışan çalışan eczacılar,bu yapılarından çok memnun oldukları için değil,tek başlarına kalınca daha çabuk yok edilecekleri için e-sözleşmeye karşı çıkıyor. Her eczacının oda yönetiminden memnun olduğunu söylemek doğru olmaz. Yıllık ödenen 752 tl lik oda aidatının üzerine bir de yeşilkart,eritropoiteinve diyaliz solüsyonu reçeteleri için ödenen belli orandaki ücretler,kar marjı çok düşük olan bu ilaçlardaki karı iyice yok ediyor. Bunlar yetmezmiş gibi sözleşme için ödenen bedeller de işin tuzu biberi oluyor.
Anlayacağınız eczacılar bağlı bulundukları odaya da devamlı bedel ödüyorlar. Neticede hepimiz aynı parayı vermemize rağmen haklarımızın tam olarak savunulduğunu söyleyebilirmiyiz?Ben kendi adıma hayır diyorum ancak yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal misali yine de örgütlü yapımıza sahip çıkıp meydanı AKP Hükümetine ve SGK ya bırakmamaya çalışıyoruz. Dediğim gibi TEB ve oda yönetimlerinden memnun olup olmamamız ayrı bir husus,benim veya diğer meslekdaşımın memnun olmaması,meslek örgütünü istemediğimiz anlamına gelmiyor. Ne kadar huzursuz da olsak,haklarımızın tam anlamı ile korunmadığını da düşünsek meslek örgütümüze sonuna kadar sahip çıkacağız. Zaten burada hedeflenen,karşıt görüşdeki eczacıların zayıf noktalarından faydalanarak Oda yönetimleri ve TEB`i bertaraf etmek ve eczacıları bir başına bırakmak,umarım amaçlarına nail olamazlar.
Mesleğin içinde olduğum ve sorunları bire bir yaşadığım için eczacıları örnek verip bunları anlatma gereği duydum. Aynen tekel işçileri,doktorlar ve bu ülkede sıkıntı çeken,hayatta kalma mücadelesi veren binlerce insan gibi eczacılarda sorun yumakları ile mücadele ediyor,mücadele ederken de vatandaşa ilaç hizmetini en iyi şekilde sunmaya çalışıyor. İnsanlar,oluşturulan sanal gündemin içinde seslerini duyurmaya,haklarını aramaya çalışıyorlar ama çok cılız olan sesleri ya tehditle ya gözaltılarla kesilmeye çalışılıyor. Bazen de görmezlikten geliniyor. Camdan inşa edilmiş sarayda, etrafına sahte gülücükler dağıtarak görmeyen, duymayan, hissetmeyen, acımayan, çözüm üretmeden sanal gündem oluşturarak çözümsüzlük üreten birilerinin yaptığı gibi…
Popularity: 1% [?]












BAYRAM
Mevlâ bizi af ede
Gör ne güzel iyd olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur
Bardakoğlu, `Kadir Gecesi, Kur`an`ın övdüğü, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu bir gecedir` dedi
Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Hocamızın sitemizde yayınlanan ‘ Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor’ yazısına Diyanet 'ten gelen şöyle cevap geldi:

