İSLAM HUKUKU SAYFASI

İslam Hukuku – Fıkıh İmamları – Fıkhi Hükümler – İslam İlmihali – İslam Tarihi – Kur'an Araştırmaları – Kıssalar – Köşe Yazıları

Banner Maker


104 okunma

Pastasız Günlere Dönüş Yapalım mı?

Derya Eğilmez

01. 02. 2010

Çocukluk yıllarımda annemin günü olurdu. Gün dediysem şimdiki gibi paralı, altınlı, pastalı günler değildi. Yaşadığımız ilçedeki memurların ve yerli halkın eşleri toplanır, sohbet eder, elişlerini yapar, kışın soğuk ve karlı günlerini kalplerinin ısıttığı sıcak bir ortamda neşeli, mutlu geçirirlerdi. Hanımlar bir odada otururken biz çocuklarda diğer odada oyunlar oynar, yapılacak ikramı beklerdik. İkram derken şimdiki gibi hanımların günlerinde hazırladığı pastane vitrinini aratmayan börek, pasta ve kurabiyelerden bahsetmiyorum. Yapılan ikram, küçük pasta tabağının içerisinde bir tatlı, bir tuzlu bisküvi yine aynı tabağın içinde bir bardak çay. İkinci bardak çay olmazdı, toplam iki adet olan bisküvi verilen çay ile afiyet ile yenir, bundanda büyük mutluluk duyulurdu. O yüzden insanlar bir biri ile sıkça görüşür, gün yapmak onlar için külfet olmazdı. Çocuklar ile gönderilen ‘evdeyseniz annemler size gelecek’haberi sevinçle karşılanır, aman ne yapalım, ne ikram edelim, bu saatte haber verilirmi? diye düşünülmez, heyecanla misafir beklenirdi.

O günlerden günümüze geldiğimizde, toplanmanın, görüşmenin bir araya gelmenin ne kadar zorlaştığını, insanların çalışma hayatının zorluklarını da bahane ederek evlerinde inzivaya çekildiğini görmekteyiz. Sevdiğim bir ablam ile bu konuda sohbet ederken bana anlattığı tesbite çok gülmüştüm. Beni hem güldüren hem de düşündüren sözleri şöyle idi.  ‘Zaman zaman eski dostlarımı, uzak akrabalarımı arama ihtiyacı hissediyorum. Bir araya gelemediğimiz için hiç olmazsa seslerini duyayım diyerek telefon açıyorum. Sesleri önce çok cılız ve derinden geliyor, gitmek için haber vereceğimi sanıyorlar her halde, seslerini duyup hal hatır sormak için aradığımı söyleyince o zayıf ve cılız ses birden bire gürleşiyor, canlı, neşeli olarak sohbete devam ediyorlar. ’Hakikaten bizler birbirimizden uzaklaştık, bir arkadaşımız arayıp haber verecek diye ödümüz kopuyor. Halbuki dertler, sıkıntılar paylaştıkça azalırken, mutluluklar, sevinçler de paylaştıkça artar. Tüm toplumda yaygın olan depresyon, hayat şartlarının ağırlığından kaynaklansa da, bizlerin sevdiklerimiz ile bir araya gelerek sohbet etmemesi, kabuğuna çekilmesi yani deşarj olamaması bu süreci daha da ağırlaştırmakta ve artırmakda.

Çevremdeki arkadaşlarıma ve akrabalarıma baktığımda herkesin misafire hazırlık olayından şikayetçi olduğunu gözlemliyorum. Sırf bu yüzden görüşmelerin, gidiş gelişlerin yok denecek kadar azaldığını görüyor ve üzülüyorum. Aslında herkes de bunun farkında, gün sırası kendine gelenler bir ay sonraki günün tasasına düşüyor. Ne yapayım, ne hazırlayayım, şu gün sarma sararım, bir gün önce tatlı pastaları yaparım, böreği aynı gün yapar, pişiririm şeklinde lüzumsuz ve hem maddi hem de manevi yönden yıkıcı işlerle uğraşıp, görüşmeyi tatlı bir mutluluk olmakdan çıkarıp, bir an önce savılması gereken kara bir gün şekline dönüştürüp, akşam misafirleri gönderince de derin bir oh çekiyorlar. Bunca şikayetçi olmalarına rağmen hiç biriside şeytanın bacağını kırıp ben günümde pasta yapmayacağım, sizlere eskiden olduğu gibi bisküvi ikram edeceğim diyemiyor. Niye,  arkamdan konuşup ayıplarlar, dedikodumu yaparlar diye. Bırakın yapsınlar, size siz olduğunuz için değilde pasta yemek için geliyorsa hiç gelmesin, böylesi insanın size faydasından çok zararı dokunur.

Ülkemizin şu zor ve sıkıntılı günlerinde, birbirimize gerçekten ihtiyaç duyduğumuz, konuşmak, gülmek hatta ağlamak için bir insan sesi aradığımız bu meşakkatli günlerde gelin eskiden olduğu gibi özümüze dönelim. Sevdiklerimizle, dostlarımızla aramıza pasta, börek engelini koymayalım. Hazırda varsa verelim yoksa mis gibi krakerimizi, bisküvimizi ikram edelim. Bırakın arkanızdan ne konuşurlarsa konuşsunlar.

Gönül ne kahve ister, ne kahvehane, gönül sohbet ister, kahve bahane,  sözleri ne güzel anlatıyor. Gönlünüz, dostlarınızı ve onların sohbetini istesin, sizlere hazırlanacak pastaları değil.

Banner Maker

Popularity: 1% [?]

  • » SİYASET Mİ? HEPSİ PALAVRA
  • » Pentagon'un Yeni Haritası ve türkiye
  • » Gazze'nin Gözyaşları
  • » Sevgilier Günü Değil Kepazelik Günü
  • » Seçim Rızası mı yoksa Allah rızası mı?
  • » Amerika Türkiye'ye Ne Demiş?
  • » Tarafsızım, Tarafsızsın, Tarafsız
  • » Artizzlik Yapma!
  • » Muhsin Yazıcıoğlu'nun Ardından
  • » 2009 Yerel Seçimlerinin Analizi
  • » Türkiye’nin ABD zafiyeti ve tarihçesi
  • » ABD BÜYÜK FELAKETİNİ SORGULUYOR MU?
  • » Yanımızdaki Düşman
  • » Ebu Hanife’nin İçtihatlarında Dinde Kolaylık ve Fakirin Korunması
  • » Atalarımız Ebu Hanife’yi Hürriyetçi Olduğu İçin Benimsediler
  • » Sigara Yasağının Hatırlattıkları
  • » Kitap Oku(mu)yoruz
  • » Kültürümüz ve Dinimiz
  • » Sağlığımız Üzerine Oynanan Oyunlar
  • » Ermenek'e Yapılan Hizmetleri Örnek Alın
  • » Tıbbi Bitkilerden Mucize Beklemeyin
  • » Zilhicce’nin İlk On Günü
  • » Kurban
  • » Gog-Mogog
  • » Kur'an Lisanının Arapça Olması
  • » Deniz Yarıldı mı yoksa Med-Cezir’e mi Uğradı?
  • » Bereket Nebisi Hz. Danyal’ın Kabri
  • » Finlandiya Eski Sağlık Bakanı Dr. Kilde’nin Açıklamaları
  • » Din adamı kimdir?
  • » Başkan Beni Şairliğe Döndürdü
  • Post Metadata

    Date
    Şubat 1st, 2010

    Author
    degilmez


    Leave a Reply



     

    You need to log in to vote

    The blog owner requires users to be logged in to be able to vote for this post.

    Alternatively, if you do not have an account yet you can create one here.

    Powered by Vote It Up