Aşırılıklar İçinde “Sırat-ı Müstakîm” i Bulabilmek II
Dr. Mustafa GÜVEN
03.02.2010
Geçen haftaki yazımda tarihin doğruyu bulmak adına ve uğruna, insanları ne kadar savurduğunu ve birbirlerinden uzaklaştırdığını birkaç örnek ile anlatmaya çalıştım. Ve gördüm ki tarih, bize aşırılıklar içinde Sırat-ı Müstakim’i bulmanın o kadar da kolay olmadığını anlatmaktadır.
Burada aklıma Bertrand Russel’ın o ünlü paradoks tezi geldi. Meşhur Giritli filozof der ki: “Bütün Giritliler yalan söyler.” Bu sözü söyleyen filozof Giritli olduğu için, bu sözün doğruluğu ve yanlışlığı asla ispat edilemez.
Evet dini metinlerin ve gerçeklerin anlaşılması ve yorumlanması, bu kadar karmaşık değil; ama sanıldığı kadar da kolay değildir. Gerçi Kur’ân-ı Kerim, kendisini ve kendisinden önceki ilahî kitapları mübîn (anlamı açık, belirgin demektir. İlgili örnek ayetlerden birkaçı için bkz. 6/59; 10/61; 11/6; 15/1; 16/103; 24/4,46; 26/195; 27/1,75; 34/3; 36/69) ve mufassal (anlamı açıklanmış, ayrıntılı, anlaşılır demektir. İlgili örnekler ayetlerden bir kaçı için bkz. 6/97,98,114, 126; 7/52; 17/12) gibi önemli kavramlarla ifade etmekte ve bir hidayet rehberi (2/2,5,38,185; ¾; 5/44,46; 7/52,154; 17/2; 18/13; 19/76; 20/123; 22/67; 28/50; 31/3,5,20; 32/23; 34/24; 40/54; 41/44; 45/11; 47/17) olduğunu söylemektedir. Metni bu kadar sağlam (“O’nu biz indirdik ve O’nu biz koruyacağız” bkz. 15/9) ve anlamı bu kadar açık olan Kur’ân’ı insanlar, nedense doğru yorumlamak ve anlamakta hep zorlanmışlardır.
Hak Mezheplerin sosyal, kültürel, coğrafî ve psikolojik nedenleri olabilir ama düşüncelerinde ve yorumlarında aşırı giden mezhepleri ve ideolojileri nereye koyacağız. Özellikle bugün Batıda fundamentalizm veya radikalizm, Doğuda da anlam ve reel ilişkisi olmamakla beraber irtica olarak adlandırılan hareketleri, nasıl izah edeceğiz.
Bunun belki de iki sebebi ön plana çıkarılabilir: Birincisi, dinî metinlerin özlerinde barındırdıkları metafor (mecaz) kavramlardır. Bunun nedeni, o metinleri kalıcı yapmak ve gelecek nesillere taşımak için başvurulması gereken en önemli bir araç olmasıdır. İkincisi de, insanın özünde taşıdığı değişkenliktir. Çünkü insan, duygusal olarak her döneme ve her şartlara uyum sağlamak için biraz metaforik yaratılmıştır. Yani insan mağaraya da, saraya da; açlığa da, susuzluğu da; köleliğe de, efendiliğe de alışabilen (ünsiyet) ve gerektiğinde her şeyi unutabilen bir varlık (nisyan) olarak yaratılmıştır.
Şimdi biz bu iki metaforik yapıyı nasıl uzlaştıracağız. Yani metaforik olarak bize gönderilen dinî metinler ile metaforik olarak yaratılan insanı her zaman ve her zeminde sırat-ı müstakim olarak adlandırılan doğru yolda nasıl buluşturacağız.
Bu yazımızda Kur’ân’da metaforik ifadeler var mıdır, yok mudur tartışmasına girmeyeceğim. Çünkü bu konu, oldukça teknik ve özel bir alandır. Ancak dinî metinlerin anlaşılıp yorumlanmasında insan faktörünün çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Dini metinleri değiştiremeyeceğimize göre, burada en önemli faktör, insanı eğitmek ve değiştirmektir. İnsanı eğitmek, onu değiştirmek midir, bu da ayrı ve yine özel bir tartışmadır. Buna da ayrı bir yazımda değineceğim.
Burada en önemli sorun, insanların dinî metinleri doğru anlaması için nasıl bir yola başvurabiliriz ve ne yapabiliriz? Yani insan, yanlış eğitilir ve duyguları ile hareket ederse her şeyi yanlış düşünür ve yanlış yorumlar mı? ve eğer insan, doğru eğitilir ve doğru düşünmeyi öğrenirse o zaman büyük ölçüde bu sorun çözülmüş olur mu?
Bundan sonraki yazımda, bu sorulara cevap aramaya çalışacağım.
Popularity: 2% [?]













BAYRAM
Mevlâ bizi af ede
Gör ne güzel iyd olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur
Bardakoğlu, `Kadir Gecesi, Kur`an`ın övdüğü, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu bir gecedir` dedi
Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Hocamızın sitemizde yayınlanan ‘ Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor’ yazısına Diyanet 'ten gelen şöyle cevap geldi:


İnsanın Kur’n'ı anlaması için, onu anlama ve yararlanma konusnda samimi (ihlaslı) olması, yani Kur’an’ın kendi ifadesiyle müttaki olması gerekir.
Kur’n'ı doğru yorumlayamayanlar, takva sıavını kaybdenlerdir.
Samimi olan insan, yüksek düzeyde eğitimli olmasa bile, kendini ateşten koruyacak kadar doğru yola girer.
Takva kaybolmadan artan eğitim düzeyi ise Kur’an’ın daha iyi anlaşılmasını sağlar.
Saygılarımla..
Ali Bozkurt