Merkezileşme Sürecinde İslam Hukuku
Makale İncelemesi
Makale: “Merkezileşme Sürecinde İslam Hukuku: Bölgeselliğe Veda veya Şafiî Faktörü”
Yazar: Osman Taştan
Yayın Yeri: İslamiyat, C. 1, S. 1, Ankara, 1998, 25-34.
İncelemesini yaptığımız “Merkezileşme Sürecinde İslam Hukuku: Bölgeselliğe Veda veya Şafiî Faktörü” adlı makalenin özeti şöyledir:
İmam Şafiî, hukuk metodolojisinde iki temel noktayı hedefledi: 1) Pratiğe karşı teoriyi (somuta karşı soyutu) savunmak; 2) yerel muhtevaya karşı ilkesel kavramlara ulaşmak.
Bunu yaparken de Şafii, iki boyutlu bir yönteme başvurdu: Bir taraftan mevcutta nefy edilmesi gereken yönleri nefy etmek; öte yandan onun yerine yeni bir yaklaşım koymak. Amaç, bu çerçevede değişkenliği (yöreden yöreye, anlayıştan anlayışa değişen boyutları) önlemek ve genel geçer bir niteliği tespit etmekti. Böylece Şafiî veya onun nüfuzu İslam Hukuku Metodolojisinde merkezîleşmeye doğru yol alan bir teorik yapının tasarımına ön ayak olacaktı.
Kur’an
Şafiî, Kur’an’ın Arapça olduğu gerçeğini vurguladı. Bunu üç aşamada yaptı: 1) Birinci aşamada Kur’an’ın Arapça olduğunu tespit etti ve bunu Kur’an’dan destekledi. 2) İkinci aşamada Arapçanın sıradan bir dil değil, rakipsiz, lider bir dil olduğunu iler sürdü ve başka lisana sahip olanların, Peygamberin lisanına ve bu dili kullanan insanların lisanına tabi olmaları gerektiğini vurguladı, 3) Üçüncü aşamada Arapça’nın yegane ibadet dili olduğunu söyledi.
Şafiî’nin bu tavrı, Hanefîler üzerinde de etkin oldu. Hanefîlerin tutum değişikliği, merkeziyetçiliği önceleyen Şafiî’yi destekledi ve bu, daha fazla kuralcılık ve daha az serbestlik sonucuna yol açtı.
Sünnet
Şafiî’nin en çağrıcı çıkışı, Sünnet2i, bir çeşit vahiy olarak ve onun beşerî teamül ile mukayese edilmemesi gereken Peygamberin sözleri ve fiilleri oalrak yorumlamasıdır. Şafiî’nin bu tutumu da, Kur’an mefhumunda tesis edilmesi amaçlanan merkezîleşme politikasına bir eklemleme yapmak anlamına gelmektedir. çünkü sünnet de, vahiy olması itibariyle Kur’an mefhumuna verilen merkezîleşmeye vasıta olma misyonu bakımından aynı rolü taşımaktadır. Sonuç şudur: Artık bölgesellikten ve beşerî eksiklikten münezzeh olan, vahiy kalitesini paylaşmak açısından ancak Kur’an ile mukayese edilebilen bir sünnet mefhumu vardır. Bu da otorite ve meşruiyeti tartışma dışı olan peygamberin sünnetidir.
İcma
İcma mefhumyla alakalı olarak da Şafiî, yine merkeziyetçi bir yaklaşımla ortaya çıkar. Şafiî, icma’ın ancak Müslüman olan herkesin katılımıyla gerçekleşebileceğini ileri sürer. Bu yaklaşıma göre icma, sadece farzlar ve haramlar gibi kesin konularda olabilir. Bu gibi hususlarda Şafiî’ye göre ihtilaf caiz değildir. Bu durumda icma’ın kapsamı da Kur’an ve sünnet nassları tarafından belirlenmektedir. İcma’ın kapsamı nasslardan kaynaklanan farzlar ve haramlar olunca, buna katılım ve bunu kabul de mecbur olunca, burada bölgesellik adına hiş bir şeye yer kalmamaktadır.
Kıyas
Kıyas, doğrudan bir kaynak olmaktan daha ziyade, doğrudan kaynakların hükümleriyle zaman içerisinde ortaya çıkan problemler arasında (illetteki ortaklık bakımından) gereken ilişkiyi sağlayan bir niteliğe sahiptir. Kıyas, geçmişteki bir hükmü, mevcut bir probleme taşımayı veya mevcut bir sorunu geçmişteki bir kaynağa irca etmeyi mümkün kılan bir araç konumundadır.
Kıyas, geçmişteki bir misale göre hareket etmeyi gerektiren bir yöntem olduğuna göre, Kıyasın hukuktaki merkezileşme sürecindeki rolü, ona tanınan kaynakların yorumu çerçevesinde anlaşılmak durumundadır. Bu bağlamda Şafiî, kıyasta ısrar etmekle yetinmeyip, hem istihsanı şiddetle reddederek böylece kıyasın sürekliliğini ilke olarak kabul etmiş, hem de kıyasın kaynaklarını Kur’an, Sünnet ve icma diye net olarak sınırlamıştır. Kıyasın bu üç kaynağını da vahiy bağlamında görerek hukukta merkezîleşmenin çerçevesini koyan Şafiî için kıyas, bu çerçevenin devamına sadece katkıda bulunmak durumundadır. Çünkü kıyas yöntemi, literal olarak nassların ve icma’ın kapsamında yer almayan müteakip sorunları, sözü edilen bu kapsama illetteki ortaklık veya benzerlik ilişkisi vasıtasıyla dahil edecektir.
Şafiî hukukun teorisindeki çoğulcu yapıyı radikal bir eleştiriye tâbi tutarak, teori boyutunda merkeziyetçi bir yapının ortaya çıkmasına ön ayak olmuştur. İslam hukukunun temel kaynaklarını bu şekilde yorumlamak suretiyle Şafiî, hukukta kendisinden sonra ortaya çıakcak olan sünnîliğin temel çerçevesini tespit etmiştir: Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas!
Aktaranın Yorumu
Osman Taştan hoca bu makalesinde, Şafiî tarafından standartlaştırılan ve ehl-i Sünnet’in yeni ortaya çıkan problemlerin şer’î hükmünün ortaya konulmasında zorunlu bir yöntem / usul olarak benimsedikleri Kitap, Sünnet, İcma, Kıyas ilkelerinin, nasıl edile-i şer’iyye haline dönüştükleri sürecini ele almakta ve bu süreçte İmam Şafii’nin rolünü göstermektedir.
Popularity: 5% [?]














BAYRAM
Mevlâ bizi af ede
Gör ne güzel iyd olur
Cürm ü hatalar gide
Bayram o bayram olur
Bardakoğlu, `Kadir Gecesi, Kur`an`ın övdüğü, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu bir gecedir` dedi
Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Hocamızın sitemizde yayınlanan ‘ Türkiye’de En Az 40 Dakika Fazla Oruç Tutturuluyor’ yazısına Diyanet 'ten gelen şöyle cevap geldi:

